BABADAN OĞULA…20 MİLYAR DOLARLIK FON SKANDALI

20 MİLYAR DOLAR NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Değerli Okuyucularım Yayın Hayatına Başlayan www.siyasihat.com internet gazetesi sahibi Sn. Tolgahan Erdoğan Kardeşime Başarılar diliyorum Bende bu sayfada her hafta köşe yazılarımla size hitap edeceğim.

Artık Sosyal Medya o kadar gelişti ki beni tanımak isterseniz lütfen İnternet sayfama girerek beni tanıyabilirsiniz Aydın ilinde , İstanbul da,Maraşta İSTANBUIL postası köşe ismiyle 30 yıldır gazetecilik yapıyorum .

Son Günlerde Türkiye Fon Skandalı ile sarsıldı bu neden bu kadar önemli .

Çünkü bu para bir avuç insanın cebindeki para değil. Bu fonlarda yüz binlerce yatırımcının birikimi bulunuyor.

Soruşturmanın merkezindeki iddialara göre bazı fonlarda şirket değerlemeleri ve hisse fiyatları olağan dışı biçimde yükseltildi; yatırımcıların yüksek getiriler gördüğüne inanması sağlandı. Para çekme talepleri yoğunlaşınca sistemin kırılganlığı ortaya çıktı.

Şimdi asıl sorulması gereken soru şudur:

Bu sistem nasıl bu kadar büyüdü?

Ve daha önemlisi:

Denetim mekanizmaları neden zamanında harekete geçmedi?

YILLAR ÖNCEKİ SORU, BUGÜN YENİDEN KARŞIMIZDA

Serdaroğlu yazısında Tansu Çiller döneminden bir olay anlatıyor.

Kendisinin Bakan olduğu dönemde, Başbakan Çiller’in müsteşar değişikliği konusunda kendisini devre dışı bıraktığını ve bunun üzerine istifa ettiğini aktarıyor.

Ardından Ulaştırma Bakanı Mehmet Köstepen'in yaşadığı benzer bir olayı anlatıyor.

Ve yıllar sonra bugün karşımıza çıkan isimlerden biri de bu eski hikâyenin içinde yer alıyor:

Oğuz Tezmen'in oğlu Emre Tezmen…

Bugün ise Emre Tezmen, devam eden sermaye piyasası soruşturması kapsamında tutuklanan isimler arasında. DW'nin 23 Eylül tarihli haberine göre, Tera Yatırım Holding yöneticisi Emre Tezmen'in de aralarında bulunduğu beş kişi tutuklandı ve soruşturmadaki tutuklu sayısı 9'a yükseldi.

Burada çok önemli bir ayrım yapalım:

Bir kişinin tutuklanmış olması, suçunun kesinleştiği anlamına gelmez.

Suçluluk ancak bağımsız yargı kararıyla kesinleşir.

Fakat gazetecinin görevi de tam burada başlar:

Soruları sormak!

DEVLETİN DENETİMİ NEREDEYDİ?

Bugün konuşulan rakam 20 milyar dolar civarında.Bu rakamın büyüklüğünü anlamak için düşünün:

Türkiye'de milyonlarca insan geçimini emekli maaşıyla sağlamaya çalışıyor.

Bir vatandaş yıllarca çalışıyor, birikim yapıyor, parasını enflasyondan korumak için fona yatırıyor.

Sonra bir gün karşısına milyarlarca dolarlık bir fon krizi çıkıyor.

İşte devletin asli görevi burada başlıyor:

Vatandaş parasını sisteme teslim ettiğinde, o sistemin güvenliğini kim sağlayacak?

SPK nerede?

Borsa İstanbul nerede?

Fonları denetleyen mekanizmalar nerede?

Riskler neden daha önce görülmedi?

Ve eğer görüldüyse neden zamanında müdahale edilmedi?

“BABADAN OĞULA” MESELESİNİ BURADA DOĞRU OKUMAK GEREKİR

Bugün yapılması gereken, bir babanın veya oğlun soyadı üzerinden hüküm vermek değildir.

Asıl mesele soyadı değil, sistemdir.

Kim ne yaptı?

Kim ne kadar para kazandı?

Kim hangi şirkete yatırım yaptı?

Hangi fon hangi tarihte hangi değerlemeyle işlem gördü?

Hangi kamu kurumu hangi tarihte neyi gördü?

Kim, hangi uyarıyı yaptı?

Kim müdahale etmedi?

Bütün bunların cevabı belgelerle ortaya konulmalıdır.

Çünkü 20 milyar dolarlık bir iddia, “oldu-bitti” denilerek geçiştirilemeyecek kadar büyüktür.

BU DOSYA SADECE BİR FİNANS DOSYASI DEĞİLDİR

Bu olay aynı zamanda devlete ve sermaye piyasalarına duyulan güven meselesidir.

Bir vatandaş parasını bankaya, fona veya sermaye piyasasına yatırıyorsa, karşılığında sadece kâr beklentisi satın almıyor.

Denetim güvencesine de inanıyor.

Eğer bu güven sarsılırsa, bunun faturası yalnızca yatırımcıya çıkmaz.

Türkiye ekonomisinin tamamı bundan etkilenir.

Nitekim fon krizinin Borsa İstanbul'da ciddi dalgalanmalara yol açtığı ve düzenleyici kurumların 131 fonun tasfiyesi sürecini başlattığı bildiriliyor.

ŞİMDİ SORMA ZAMANI

Yıllar önce anlatılan “Babadan Oğula” hikâyesi bugün yeniden önümüze geliyor.

Ama bugün sorumuz farklı:

20 milyar dolarlık fon büyüklüğüne ulaşan bu sistem nasıl kuruldu?

Kimler kazandı?

Kimler kaybetti?

Denetim neden zamanında yapılmadı?

Ve en önemlisi:

Bu paranın hesabını kim verecek?

Türkiye'nin ihtiyacı olan şey suçlama yarışı değil.Şeffaflık, bağımsız denetim ve hesabı verilebilirliktir.

Çünkü vatandaşın alın teri söz konusu olduğunda;

20 milyar dolar küçük para değildir.

Bu para, yüz binlerce insanın emeğidir.

Ve o emeğin hesabı mutlaka sorulmalıdır.