Somali’de yardımdan uzay limanına…

Türkiye'nin Somali'deki hikâyesi 2011'de başladı. O günlerde Somali denince dünyanın aklına açlık, kuraklık, güvenlik sorunları ve çöken devlet yapısı geliyordu. Türkiye'nin yaklaşımı ise yalnızca yardım göndermek değildi; sahaya gitmek, kurum kurmak ve ülkenin yeniden ayağa kalkmasına katkı vermekti.

19 Ağustos 2011'de gerçekleşen üst düzey ziyaretin ardından Türkiye, 1 Kasım 2011'de Mogadişu Büyükelçiliğini yeniden açtı. TİKA, Türk Kızılayı ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sağlık, eğitim, altyapı ve insani yardım çalışmaları başladı.

Aradan geçen yıllarda bu ilişki dikkat çekici biçimde genişledi.

Mogadişu Havalimanı'nın rehabilitasyonu ve işletilmesinde, Mogadişu Limanı'nın işletilmesinde Türk şirketleri rol aldı. Kamu binaları ve altyapı projelerine destek verildi. Sağlık alanında Mogadişu'da büyük bir hastane kuruldu. Türkiye, Somali'nin kamu kurumlarının ve güvenlik kapasitesinin yeniden oluşturulmasına yönelik çalışmalarda da yer aldı.

Yani mesele artık sadece yardım değildi.

Türkiye, Somali'nin yeniden yapılanma sürecinde uzun vadeli bir ortak olmaya başladı.

Askerî eğitimde yeni dönem

Bu ilişkinin en önemli kırılma noktalarından biri 2017 oldu.

Mogadişu'da TURKSOM olarak bilinen Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığı faaliyete geçti. Burada Somali askerlerine piyade, komando, subay, astsubay, birlik ve özel kuvvetler eğitimleri verilmeye başlandı.

Özellikle Somali ordusunun Gorgor/Kartal birliklerinin yetiştirilmesinde Türkiye'nin önemli bir eğitim ve kapasite geliştirme rolü oluştu.

Ancak burada bir ayrım önemli: Türkiye Somali ordusunu komuta etmiyor. Türkiye'nin rolü eğitim, danışmanlık, teşkilatlanma ve kapasite geliştirme. Eğitimlerini tamamlayan birlikler Somali Silahlı Kuvvetleri'nin kendi komuta zinciri içerisinde görev yapıyor.

Bu model, Türkiye'nin Somali'deki varlığının niteliğini de değiştirdi. İnsani yardımın yanına güvenlik ve savunma işbirliği eklendi.

2024: Deniz, savunma ve enerji

8 Şubat 2024'te imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması, ilişkinin kapsamını bir kez daha genişletti.

Artık masada yalnızca eğitim ve savunma yoktu. Deniz güvenliği, ekonomik işbirliği ve enerji de ilişkinin önemli başlıkları arasına girdi.

Somali'nin uzun Hint Okyanusu kıyısı, bu ülkeyi deniz güvenliği açısından önemli kılıyor. Türkiye de Somali'nin deniz güvenliği ve deniz kuvvetlerinin kapasitesinin geliştirilmesine yönelik eğitim ve destek faaliyetlerini artırdı.

Ardından enerji geldi.

Türkiye ve Somali, petrol ve doğal gaz arama ve üretimine yönelik işbirliğini geliştirmeye başladı. Somali'nin hem karasal hem de deniz alanlarındaki hidrokarbon potansiyelinin araştırılması gündeme geldi.

Burada da rakamların ve hedeflerin dikkatli okunması gerekiyor: Arama faaliyetlerinin başlaması, bugün Somali'de büyük ölçekli petrol veya doğal gaz üretiminin başladığı anlamına gelmiyor. Enerji başlığı hâlâ arama ve geliştirme sürecinde.

Ankara'da Somali diplomasisi

Türkiye'nin Somali'deki rolü yalnızca ekonomik ve askerî alanlarla da sınırlı kalmadı.

Somali ile Etiyopya arasında denize erişim, egemenlik ve toprak bütünlüğü konusunda yaşanan gerilim sonrasında Türkiye kolaylaştırıcı rol üstlendi.

1 Temmuz ve 13 Ağustos 2024'te Ankara'da yapılan görüşmelerin ardından 11 Aralık 2024'te Ankara Bildirisi kabul edildi.

Böylece Türkiye, Somali ile ilişkisini yalnızca ikili bir ortaklık olarak değil, bölgesel diplomasinin bir parçası olarak da geliştirmiş oldu.

Ve şimdi uzay

Türkiye'nin Somali'deki çalışmalarında belki de en dikkat çekici yeni başlık ise uzay.

Somali'de bir Uzay Limanı ve Test Atış Alanı kurulması projesi, Türkiye'nin Milli Uzay Programı'ndaki “uzaya bağımsız erişim” hedefiyle bağlantılı.

Projenin amacı Türkiye'nin geliştireceği roketlerin Somali'den fırlatılabilmesi, test atışlarının yapılabilmesi ve zaman içinde uydu fırlatma kapasitesinin geliştirilmesi.

Somali'nin seçilmesinin arkasında coğrafya var. Ülkenin ekvatora yakın olması, belirli yörüngelere yapılacak fırlatmalarda Dünya'nın dönüş hızından yararlanma imkânı sağlıyor. Hint Okyanusu'na açılan geniş kıyı ise fırlatma güvenliği açısından avantaj oluşturuyor.

Uzun vadeli hedefler arasında roket motoru ve itki teknolojilerinin geliştirilmesi, uydu fırlatma kapasitesi oluşturulması ve ileride ticari fırlatma hizmetleri verilmesi bulunuyor.

Fakat burada da gerçekle hedefi birbirinden ayırmak gerekiyor: Uzay limanı projesinin başlamış olması, bugün Somali'den düzenli Türk roketlerinin fırlatıldığı anlamına gelmiyor. Henüz altyapı ve inşaat aşamasındaki bir projeden söz ediyoruz.

2011'den bugüne ne değişti?

Türkiye'nin Somali hikâyesini tek cümleyle anlatmak gerekirse:

2011'de yardım eli uzatıldı; ardından hastane, okul, liman, havalimanı ve altyapı geldi. 2017'de askerî eğitim başladı. 2024'te savunma, denizcilik ve enerji işbirliği genişledi. Şimdi ise gündemde uzay limanı var.

Bu tablo, Türkiye-Somali ilişkilerinin nasıl dönüştüğünü gösteriyor.

Bir zamanlar Somali dosyası denildiğinde akla öncelikle insani yardım geliyordu. Bugün ise aynı dosyada sağlık, eğitim, ticaret, limanlar, havalimanları, askerî eğitim, deniz güvenliği, enerji ve uzay başlıklarını birlikte konuşuyoruz.

Asıl dikkat çekici olan da bu.

Çünkü Türkiye'nin Somali'deki hikâyesi artık yalnızca bir yardım hikâyesi değil; Afrika'nın doğusunda uzun vadeli bir ekonomik, diplomatik, güvenlik ve teknoloji ortaklığı kurma çabasının somut örneklerinden biri.

Ve hikâyenin bundan sonraki bölümünde, limanlardan sonra rotanın gökyüzüne çevrilmesi planlanıyor.