Seçime İki Gün Kala Atılan İmza: Bodrum’da Kim Hesap Verecek?
Bodrum’daki bir otel için verilen güçlendirme izni, şimdi ciddi soruların odağında. MedyaRadar’ın haberine göre, Aydın Doğan’ın şirketine ait otelle ilgili izin 29 Mart 2024’te, yerel seçime iki gün kala imzalandı. Bodrum Kaymakamlığı da kararda imzası bulunan dönemin belediye imar müdür vekili hakkında soruşturma izni verdi. (medyaradar.net)
Bir iznin seçimden hemen önce verilmiş olması, tek başına usulsüzlük kanıtı değildir. Ama söz konusu yer kentsel sit alanındaysa ve kararın hukuka uygunluğu bugün soruşturuluyorsa, kamuoyunun o imzanın neden, hangi belgelerle ve hangi kurum görüşlerine dayanılarak atıldığını sorması son derece doğaldır. Belediyedeki işleyişi bilen insanlar müdür vekilinin tek başına karar verip bu yasa dışı izne imza atması mümkün değildir Bu kadar tartışmalı bir yer için, bir önceki belediye başkanı Ahmet Aras'tan habersiz ruhsatın verilmesinin imkanı yoktur, aras Muğla Büyükşehir Belediye başkanı adayı olduğu için seçime üç gün kala bu ruhsatın çıkmasına yol verdi imzayı attırdı imzayı atan kişiyi de bir şiirde imardan sorumlu daire başkanı yaptı ödüllendirdi .Yine ruhsatta kaç
Kişinin imzası var diğerleri de hesap vermeli.
Haberde aktarılan ön inceleme kararında, taşınmaz üzerindeki yapılar için güçlendirme izni verilmesinin mümkün olmadığı yönünde değerlendirme bulunuyor. Hatta Koruma Kurulu iki kere ruhsat veremezsin diye belediye yetkililerine uyarıyor ancak buna rağmen ruhsatı yine de veriyorlar suç işliyorlar. Oteli işleten Marlin Otelcilik ise gerekli ruhsatların usulüne uygun alındığını ve çalışmaların mevzuata uygun yürütüldüğünü savunuyor. Bu iki açıklama arasındaki fark, siyasi tartışmayla geçiştirilemez; ilgili kararlar, projeler ve kurul görüşleriyle açıklığa kavuşturulmalıdır. (medyaradar.net)
Muhalefet açısından mesele de tam burada başlıyor. Kıyıyı ve kültürel mirası korumak, yalnızca iktidarın uygulamalarını eleştirirken hatırlanacak bir ilke olamaz. Bodrum Belediyesi’ndeki bu kararın hesabını sormak, seçmene verilen sözün gereğidir. Bir imar işlemi tartışmalı hâle geldiğinde, “Bizim belediyemiz” demek denetim talebini susturmamalı; tersine, açıklama sorumluluğunu artırmalıdır. Bu noktada bodrum belediye başkanı Tamer mandalinci niye iç denetleme birimini harekete geçirip belediyede bir soruşturma başlatmıyor ayrıca soruşturma başlatmak zorunda sonra mandalinci üzülmesin.
Belediye kamuoyuna açıkça anlatmalıdır: İzin dosyasında hangi kurumların görüşü vardı? Koruma kurulunun onayı alındı mı? İzin verilen güçlendirme ile sahada yapılan çalışmalar birbirine uyuyor mu? Sonraki tadilat ruhsatı hangi tespitlere dayanıyordu? Bu soruların yanıtı, yalnızca soruşturma sonucunu bekleyen birkaç kişinin değil, Bodrum’un kıyılarına ve tarihine sahip çıkan herkesin hakkıdır.
Aynı açıklık şirket için de geçerlidir. “Bütün izinleri aldık” açıklaması, belgeler kamuoyuyla paylaşılmadıkça tartışmayı bitirmez. Belgeler şirketin savunmasını doğruluyorsa bunu herkes görmelidir. Aksini gösteriyorsa gerekli idari ve adli işlemler gecikmeden yapılmalıdır.
Soruşturma izni verilmesi, hakkında inceleme yapılan kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Fakat bu aşama, konunun görmezden gelinemeyecek kadar ciddi olduğunu gösterir. Asıl sınav, soruşturmanın bağımsız ve kapsamlı yürütülmesi; sonucunun da kamuoyundan saklanmamasıdır.
Bodrum’da Tartışılan, kamu gücünün kimin için, hangi kurallarla kullanıldığıdır. Kıyıyı koruyan kurallar herkese eşit uygulanmıyorsa, belediye kapısından içeri giren yurttaşın adalete güvenmesi nasıl beklenecek?
Seçim günü verilen sözlerin değeri, seçimden iki gün önce atılan imzalar sorgulandığında anlaşılır. Bodrum Belediyesi bu dosyayı bütün açıklığıyla ortaya koymalı; muhalefet de kendi yönettiği yerde hesap sormaktan kaçınmamalıdır. Çünkü kamu yararı, ancak herkes için aynı ölçüyle savunulduğunda anlam taşır. Ayrıca şirket yetkililere açısından kovuşturma devam etmekte memur hakkında soruşturma izni verildiğine göre şirket hakkında da soruşturma yapılıp neticesinde dava açılacağı büyük bir olasılıktır