İBB’DE ARİTMETİK DEĞİŞİYOR: BAŞKANLIK CUMHUR İTTİFAKI’NA MI GEÇİYOR? İSTANBUL’DA YENİ DÖNEMİN ŞİFRESİ

Değerli www.siyasihat.com okuyucularım,

Türkiye toz duman. Fon olayı, AK Parti iktidarını toz duman etti.

Bu arada, Mersin Belediye Başkanı’nın görevden alınması üzerine CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun sahaya inerek yapılan işlemin yanlışlığını yüksek sesle ifade etmesi, yüreklere su serpti.

Ancak İstanbul’da yeni dönemin şifresi; meclis aritmetiği, siyasi dengeler ve kulislerde yatıyor.

İstanbul’da artık siyasetin merkezinde tek bir soru var:

İBB’de önümüzdeki dönemde yeni bir siyasi denge kurulacak mı?

Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu, görevden uzaklaştırılması ve hakkında verilen hapis ve siyasi yasak kararı, İstanbul siyasetini zaten olağanüstü bir döneme sokmuş durumda. 11 Eylül 2026’da İmamoğlu’na 2 yıl 1 ay hapis cezası verilmesi ve siyasi yasak uygulanmasına hükmedilmesi, İBB üzerindeki siyasi belirsizliği daha da büyüttü.

Bugün İBB Başkan Vekili görev yapıyor. Ancak İstanbul’un geleceği açısından asıl mesele, bundan sonrası.

İSTANBUL’UN YÖNETİMİNDE YENİ BİR DÖNEM Mİ?

Benim siyasi okumam şu:

İstanbul gibi Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasi merkezinde uzun süreli bir yönetim belirsizliği sürdürülemez.

İstanbul’un ulaşımından kentsel dönüşümüne, altyapısından bütçesine, belediye şirketlerinden büyük yatırımlara kadar yüzlerce kararın sürekli siyasi tartışmaların gölgesinde kalması, İstanbul’un yönetilebilirliği açısından ciddi bir mesele oluşturuyor.

İşte bu nedenle önümüzdeki süreçte İBB Meclisi’nin aritmetiği, her zamankinden daha önemli hâle geliyor.

CUMHUR İTTİFAKI’NA GEÇİŞ SENARYOSU

Bugün itibarıyla İBB’nin Cumhur İttifakı yönetimine geçeceğini kesinleşmiş bir sonuç olarak yazmak mümkün değil. Ancak siyasi kulislerde bu senaryo artık ciddi biçimde konuşuluyor.

CHP grubundaki olası çözülmeler… Bağımsız üyelerin tavrı… Yeni siyasi oluşumların İstanbul’daki etkisi… Ve İBB Başkanlığı için yapılabilecek olası seçim…

Bütün bunlar bir araya geldiğinde, Cumhur İttifakı’nın İBB yönetimini devralması, güçlü biçimde tartışılan siyasi senaryolardan biri hâline geliyor. Ahmet Gözen olarak benim de kanaatim, bu belirsizliğin sona ermesi gerektiğidir.

YENİ PARTİ MUHALEFETTE KALMALI

Burada Türkiye siyaseti açısından çok önemli başka bir başlık ortaya çıkıyor.

Yeni Parti’nin TBMM’de 91 milletvekiliyle ana muhalefet konumuna gelmesi, Türkiye’de muhalefetin siyasi haritasını zaten değiştirmiş durumda.

İstanbul hesabında da bu yeni siyasi dengelerin etkisi olacaktır.

Benim siyasi kanaatim şudur:

Yeni Parti’nin muhalefet görevini sürdürmesi, demokratik denge açısından önemlidir. Muhalefet ile iktidarın birbirinden ayrışması, Meclis denetiminin ve siyasi rekabetin sağlıklı işlemesi bakımından temel bir unsurdur.

Ancak İBB özelinde başka bir siyasi ihtimal daha kulislerde konuşuluyor.

“KEMAL BEY GRUBU” İÇİN İSTANBUL KULİSLERİ

CHP’den ayrışan ve Kemal Kılıçdaroğlu çizgisine yakın olduğu ifade edilen siyasi çevrelerin, İBB Meclisi’nde olası bir başkanlık seçiminde nasıl davranacağı da şimdiden konuşuluyor.

Kulislerde, bu grubun Cumhur İttifakı’nın göstereceği adaya destek vermesi ihtimalinin bulunduğu ileri sürülüyor.

Elbette bu, bugün için kesinleşmiş bir siyasi karar değildir. Fakat İBB Meclisi’ndeki birkaç oyun bile başkanlık seçiminde belirleyici olabileceği bir ortamda, böyle bir ihtimalin siyasi hesapların dışında tutulması da mümkün değildir.

Çünkü siyasette bazen büyük değişimler, büyük grupların değil, küçük oy farklarının sonucudur.

ASIL KIRILMA NOKTASI

İşte İstanbul’da önümüzdeki dönemin asıl hikâyesi burada yatıyor.

Bir tarafta CHP’nin mevcut meclis grubu… Diğer tarafta AK Parti, MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı… Ortada bağımsız üyeler ve DEM Parti… Ve bunların üzerine eklenen yeni siyasi dengeler…

Bu tablo, İBB Başkanlığı için yapılabilecek olası bir seçimde bugünkü sandalye hesabından çok daha farklı bir sonuç ortaya çıkarabilir.

İSTANBUL’DA ARTIK SADECE SARAÇHANE DEĞİL, MECLİS KULİSLERİ KONUŞULACAK

İmamoğlu’nun hukuki süreci devam ediyor. Bu süreç nasıl sonuçlanır, mahkeme kararları nasıl kesinleşir, İBB Başkanlığı açısından hangi hukuki prosedür işletilir? Bunların tamamı zaman içinde netleşecek. Ancak siyasi tablo şimdiden değişiyor.

İstanbul’da yeni bir siyasi aritmetik kuruluyor. Cumhur İttifakı’nın İBB yönetimine geçme ihtimali de bu tablonun bir parçası.

MUHTEMEL ADAYLAR

AK Parti’nin muhtemel adayları:

* Fatih Belediye Başkanı, eski TOKİ Başkanı ve eski İBB İmar Komisyonu Başkanı Mehmet Ergün Turan,
* Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu,
* Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım.

İBB Başkanlığı için Mehmet Ergün Turan, İsmet Yıldırım ve Mehmet Tevfik Göksu gibi isimler, kulislerde şimdiden konuşulmaya başlanmıştır.

Yeni Parti’nin muhalefetteki konumu ve Kemal Bey çizgisindeki grubun olası tutumu… Bütün bunlar, İstanbul siyasetini önümüzdeki aylarda Türkiye’nin en sıcak siyasi gündemlerinden biri hâline getirebilir.

Benim gördüğüm tablo şu:

İstanbul’da mesele artık sadece Ekrem İmamoğlu’nun siyasi geleceği değildir. Mesele, İstanbul’un nasıl yönetileceğidir.

İstanbul’un hizmet üretmesi, yatırım yapması, ulaşım ve altyapı sorunlarını çözmesi ve belediye yönetiminin istikrarlı çalışması gerekiyor.

Bu nedenle önümüzdeki süreçte İBB Meclisi’nde kurulacak yeni siyasi denge, İstanbul’un geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Ve son söz:

Burada önemli bir ayrıntıyı netleştirelim: Güncel kaynaklarda CHP grubundaki 155 üyeden 17’sinin, 31 Mart 2024’te Kent Uzlaşısı kapsamında CHP listelerinden seçilen DEM Partili isimler olduğu belirtiliyor.

Yani yazıda “DEM’in 14 üyesi” demek yerine, “CHP grubundaki 17 DEM Partili üye” ifadesini kullanmak daha sağlam olur.

Özellikle olası bir başkanlık seçiminde bu 17 oyun tutumu ayrıca tartışılabilir.

17 DEM PARTİLİ ÜYE, DENKLEMİN EN KRİTİK NOKTALARINDAN BİRİ

İBB Meclisi’ndeki hesabı yalnızca “155 CHP, 144 Cumhur İttifakı” şeklinde okumak eksik olur. Çünkü CHP grubundaki 155 üyenin 17’si, 31 Mart 2024 seçimlerinde Kent Uzlaşısı kapsamında CHP listelerinden seçilen DEM Partili meclis üyelerinden oluşuyor.

İşte İstanbul siyasetinin en kritik matematiği de burada başlıyor.

Çünkü olası bir İBB Başkanlığı seçiminde yapılacak gizli oylamada bu 17 üyenin tutumu, meclis aritmetiğinin önemli unsurlarından biri olabilir.

17 oy az bir rakam değildir. Cumhur İttifakı’nın mevcut 144 kişilik grubuyla CHP’nin 155 kişilik grubu arasındaki fark 11’dir.

Dolayısıyla CHP grubunda yer alan 17 DEM Partili üyenin nasıl hareket edeceği, bağımsız üyelerin tavrı ve diğer siyasi geçişler birlikte değerlendirildiğinde, bugünkü sandalye tablosunun sandıkta aynı şekilde ortaya çıkacağının garantisi yoktur.

İşte bu nedenle İBB’deki mücadele, yalnızca CHP ile Cumhur İttifakı arasında yaşanacak bir matematik mücadelesi değildir.

DEM Partili 17 üye, bağımsız üyeler ve CHP içindeki olası siyasi ayrışmalar, İstanbul’daki başkanlık hesabının kilit taşlarıdır.

Önümüzdeki dönemde herkesin gözü şu soruya çevrilecek:

17 DEM Partili üye, 144 kişilik Cumhur İttifakı bloğu ve CHP içindeki diğer siyasi dengeler nasıl konumlanacak?

İstanbul’un siyasi geleceğini belirleyecek hesap, işte bu sandıkta yapılacak.

İSTANBUL’UN KADERİ 11 OYUN ÖTESİNDE

Bugün CHP ile Cumhur İttifakı arasında görünen 11 sandalyelik fark, ilk bakışta CHP lehine bir avantaj gibi duruyor.

Fakat CHP grubunun içindeki 17 DEM Partili üyenin ayrı siyasi kimliği, bağımsız üyelerin tutumu ve olası parti değişiklikleri hesaba katıldığında, mesele çok daha karmaşık hâle geliyor.

Bu nedenle İstanbul’da artık yalnızca “Kim kaç sandalyeye sahip?” sorusunu sormak yetmez.

Asıl soru şudur:

Olası başkanlık seçiminde 301 kişilik Meclisin kaç üyesi hangi yönde oy kullanacak?

İstanbul’un önümüzdeki dönemdeki siyasi kaderini belirleyecek gerçek aritmetik budur.

Sonuçta benim düşüncem, eninde sonunda İstanbul’da Cumhur İttifakı’nı temsil eden bir başkanlığın mutlaka sağlanacağıdır. Şu an İstanbul sahipsizdir.

1260